"Bu öykünün kahramanları üç inek ve kurt sürüsü. Bütün bahar boyunca rahat rahat otlakta otlayan inekler, kışın gelmesiyle birlikte kurt sürüsünün tehdidiyle karşılaşmış. Beyaz inek, kahverengi inek ve siyah inek, kurtların yavaş yavaş yamaçlardan indiğini görünce kendi aralarında kurtlara karşı beraber mücadele etmeye karar verip yemin etmişler.
Gerçekten de kurtların, aç ve güçsüz saldırıları karşısında ineklerin dayanışması sonuç vermiş. Kurtlar, inekleri bir türlü yemeyi başaramamış. Bırakın yemeyi, yanlarına bile yaklaşamamışlar. Çünkü, bütün inekler birbirinin arkasını kolluyor, yaklaşan bitap haldeki kurtlara tekme atıyorlarmış.
Ancak kurtlar çok sabırlıymış ve aç karınlarını doyurma içgüdüsü onları daha da inatçı yapıyormuş. Zaman geçtikçe ineklerin direnci düşmeye başlamış, yorulmuşlar. Artık her yeni saldırıda birbirinin arkasını kollamak yerine, kendi mücadelelerine bakmaya başlamışlar.
Bunu fark eden kurt sürüsünün yaşlı lideri, ineklerden beyaz ve kahverengi olanıyla görüşmek istemiş. İki inek, arkadaşlarından habersiz kurt süresinin lideriyle buluşmuş. Büyük kurt, ineklere "boşuna direnmeyin" demiş. Hepinizi yemek zorunda değiliz, ama birinizi mutlaka yiyeceğiz. Bu yüzden siyah ineği bize verin, canınızı kurtarın. Hem bütün her yer bembeyaz karla kaplı iken, siyah inek en çok göze batanınız. Onu bize verin. Beyaz inek, sen zaten karlarda fark edilmiyorsun. Kahverengi, sen de aralarında en kuvvetli olanısın, size bir şey yapmayalım".
Beyaz ve kahverengi ineğe, bu teklif makul gelmiş. İlk saldırıda, siyah ineğin arkasından çekilivermişler. Siyah inek , kurtlar tarafından parçalanırken, feryadı bütün ovaya yayılmış ama arkadaşları ona arkalarını dönmüş.
Zaman geçmiş, kurt sürüsünün açlığı yeniden baş göstermiş. Ve saldırılar yeniden başlamış. Ancak kahverenginin gücü ve beyazın fark edilmezliği sayesinde inekler direnmeyi başarmış.
Kurt Sürüsünün lideri, bir kez daha bu kez kahverengi inekle görüşmeyi istemiş. Kahverengi inek, beyaz inekten habersiz görüşmeyi kabul etmiş. Yaşlı kurt "Sürüm, siyah ineği yedikten sonra daha da güçlendi, üstelik beyaz inek aranızda en güçsüz olanınızdı. Onunla birlikte fazla dayanamazsın, sürümü engelleyemem, seni de birlikte yerler. Ama beyazın arkasından çekilirsen, sürüm sadece onu yer ve sen de canını kurtarırsın" demiş. Kahverengi inek , bu teklifi çok akıllıca bulmuş ve ilk saldırıda beyazın arkasından çekilmiş. Kurtlar, olanca açlıklarıyla beyazı yemeye başlamış. Kahverengi inek ise donuk gözlerle seyretmeyi tercih etmiş. Beyazın feryatları, tıpkı ilk yenen siyah inek gibi ovayı çınlatmış.
Kurtlar ziyafetlerini tamamlayınca, hiç vakit kaybetmeden kahverengi ineğin etrafını çevirmiş. Kahverengi, olanca gücüyle bağırıyormuş.
Ben liderinizle anlaşma yaptım. Beyaz ineği yemeniz karşılığında canımı bağışlayacaktınız, yaşamak istiyorum.
Sürünün lideri yavaş yavaş ve gülümseyerek kurtların arasından geçmiş ve kahverengi ineğin yanına gelmiş. Kahverengi inek, daha neye uğradığını anlamadan ilk pençeyi yaşlı kurt vurmuş ve demiş ki:
Hiç üzülme, sen zaten yaşamıyorsun. Çünkü biz seni, ilk arkadaşını, siyah ineği sattığın zaman yemiştik bile. Ve sürü, kahverengi ineği göz açıp kapatıncaya kadar yemiş bitirmiş.
Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler..!!